![]() |
| İstanbul-1989 |
Ey azîz! Dâima Azîz görünmeye değil,zekî olmaya çalışasın.Senin olgunluğa doğru yönelmeyişinin,gerçeği olduğu gibi görüp anlamamanın, noksan oluşundan ileri geldiğini iyi bilesin.Dâima kolay geleni tutuyor,ona doğru koşuyorsun.Halbuki Cenâb-ı Hakka yakın olan yollarda eziyet ve zorluklar yatar; bunda aslâ şüpheye mahal yoktur,değişmez İlâhi bir nizamdır.Hiç bir kimsenin bunu bozmaya cüret etmesi aslâ mümkün değildir.Zirâ külfette nîmet vardır.Ruhâni ve mânevi tatmin o kadar güzel ve neşelidir ki,bu tam mânâsı ile anlaşılabilinse bir daha tersini düşünmeye zaman bulunamazdı.
Habersiz olarak bir dostu geldiği vakit uyanık olan insanlardan daha bahtiyar kimseye rastlamak aslâ mümkün değildir.Seninki senin,benimki benim..gibi kelâmlar avâm ehlinin sarf ettiği sözlerdir.Bu gibi sözler ekmek kavgasından ibarettir.Senin ki senin,benimki de senin...kelâmına gelince,Hakîkatin sağladığı huzûr işte burada yatar.Zirâ ne sen varsın,ne de ben.
Yalnız sana kıymet verenleri seversen ,beğenilecek ne yapmış olursun?
Allâh ve Rasûlüne âşık olanlar bağırır ve nîdâ ederler :"Yâ Rabbi! Hayatımdan başka bir şeyim,bunun yanında da herhangi bir istek ve emelim yoktur.O da sana ve Habîbine fedâ olsun" diye niyazda bulunurlar.Meşâyıh olan zâtlar bunu işitince gülerek sorar ve " Kardeşim kimin hayâtını kime fedâ ediyorsun?" demekten kendilerini alamazlar.
Ufak tefek şeylerde kendimizi yenemiyecek olursak ,hangi büyük şeref bize mukadder olur? Bu sözlerim biraz ağır oldu,amma ehline safâdır...
_______________________________________________
İnsanoğluna ekmek değil,cesâret,imân,ihlâs lazımdır.Ahid ve misâkına bağlı olan sâliklerin manevi derecelere yükseldiğini,her şeyin ona hizmet ettiğini iyi bilesin... Sen saniyorsun ki günlük vazifeler,yapacağın en iyi ve güzel işler arasında bulunmaktadır.Halbuki senin tutacağın en doğru ve geçerli yol,Cenâb-ı Hakk teâlânın her işini gördüğünü bilerek,bunda en ufak bir tereddüt etmeden yaşamandadır...
_______________________________________________
Ey Azîz dostum! Hakîkat şarabı çok acıdır.Lâkin bu acı ,inan ki bir yudumdan başka değildir...Zirâ saadet denen tatlı âlem,işte bu acı yudumun hemen gerisinde gizlenmiş bulunmaktadır.Cenab-ı Hakk teâlâ hazretleri ancak kendisinin aşkı ile ağlayıp sızlayanlara gösterir,gülenler ise bundan mahrum kalırlar...
İnâyet ve mürüvvetin yine de bir Meşâyıhın himmet ve gayretine râcî olduğunu aslâ unutmamalıdır.Bir kimse benlik ve şöhretle başını semâya yükseltmek ister,ama ayaklar çamurda oldukça,başın göklere yükselmesi hiç bir işe yaramaz;Zirâ temel çürüktür.Mürşid nâkıs ise insanı çamurdan bir türlü çıkaramaz...Gövdeyi öldürenden aslâ korkmamalı ,ama ruhu öldürenlerden korkmalıdır...
______________________________________________
İki gözüm kardeşim! Gerek Dervişlik-Nakîblik ve gerekse Nukabâlık tarik-ı Enbiyâ ve Evliyâ'dır. Bu yolun sâlikleri gerçekten vakfullahdır.Böylece de Hakk için vucudu vakfetmek gerekir.Yapacagın hizmetler için kimseye minnet etmeyeceksin.Her işi hoş,kendini ise boş bilip hiç bir zaman ve hiç bir yerde yalana sapmayacaksın.Elin ile koymadığın ve mezûn olmadığın bir işe karışmayacaksın.Vücûdun sıhhatte iken aslâ kimseye hastayım dememeye özen göstereceksin.Gücünün yettiği bir işle meşgul olmayı terk etme cihetine gitmeyeceksin ve böylecede gıybet etmeyip,edenlerden de uzak olmaya çalışacaksın.Hiç bir zaman ilim ve kemâl davasında bulunmayacaksın.Kısaca hayrı ve şerri ,kahrı ve lütfu Cenâb-ı Hakk teâlâdan bileceksin.Hiç bir kimseyi hakîr,kendini ise aziz görmeyeceksin.Kendine hiç bir zaman vücud vermeyip müşriklerden olmamaya gayret göstereceksin.Din ve tarîk yolunda önüne gelebilecek her zahmeti cana minnet,nimet ve safâ bileceksin.Şeriât dairesinden insanlara muaveneti ,mahlukata merhameti elden bırakmamaya çalışacaksın.Ahid ve vââdinde sabit olup aslâ dönmeyeceksin.Kini,kibri,gadabı,hasedi,riyayı,münafıklığı hiç bir zaman ihtiyar etmeyeceksin.Kötü ve çirkin şeyleri içinden atıp tefekkür sahibi olacaksın.Her gece yatağına girmeden evvel virdini okuyup kısa bir tefekkürden sonra yatağına girdiğinde o gün yaptığın iş ve hareketlerinden nefsini bir kez olsun hesâba çekeceksin.
Ey benim iki gözüm kardeşim! Her zaman kulaktan kulağa dervişliğin neşesini ve kıymetini anlatalım;iyi ve fenâ yolunu açıklayalım.Yukarıdan beri naklettiğim nasihatlarımla hareket edecek olursan ,şüphesiz yakın bir zaman içinde inşaallah, Cenâb-ı Risalet penah ( s.a.v) Efendimizin nûru kalbine doğacaktır.Nur-u Ahmediyye vücûdunun her zerresini tenvir edecek,bu sayede de basiretin açılacak,ledün ilmine vâkıf olup ,bâtının lezzetine nâil olacaksın.İşte o zaman zulmet,gaflet hicaplarının senden silinip gittiğini müşâhede edersin.Böylece de âlem-i aşk da dahil,saadet-i sermediyye ye nâil olursun.Kısacası bütün belâ ve musibetler sana bal lezzeti verdiği gibi,âlemler dikensiz gül,felekler senin âşikârın olur.Âdemiyetin hakikatına erersin şüphesiz... Fakat bu sırları her ne bahasına olursa olsun Şeyhinden başkasına açmayacaksın;Bunu hiç unutma!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder