Efendi Babamız Hacı Kemâl Efendi hazretlerinin sohbetlerine Avâm'dan,Dervişân'dan,Ulemâ'dan,Havas'dan bir çok kimseler katılırdı. Efendi hazretlerinin Avâm ile olan sohbetleri genellikle Şeriat-ı Garrâ'ya uymanın gerekliliği, namaz, abdest, oruç, zekât, ana baba hakkı, akrabâ ilişkilerinin devâmı gibi insanlara farz olan ibadetlerin lüzumu ve evâmir-i teklifiyye'ye riâyetin lüzûmu noktasında olurdu...
Kendisine müntesîb olup dergâh(zikir meclislerine) berdevâm olan Tâlipler ve Dervişân ile olan sohbetlerinde ise Tarikât-ı Âliyye'nin Edeb,Erkân ve Ahkâmına yönelik mevzulara değinir; Zikrullâh'ın lüzûmundan, fâidelerinden, hizmetin ehemmiyetinden, nefsin hilelerinden,Şeytânın desîselerinden,Evliyaullâh'ın hayatından ve menkıbelerinden bahisle Dervişlerine pend-ü nasihât ederek gönül pınarlarının çağlamasını sağlarlardı...
Şeyh Efendimiz Hakk'a Kurbiyette belirli bir menzile gelmiş, yetiştirmiş olduğu Dervişân, Nakib, Nukabâ gibi seçkinlerle de Tevhid ilminin inceliklerine,esrâr-ı tarikâta,Vahdet-i vücûd ve şuhûda ait mevzulara dâir sohbetler ettiğini yol büyüklerimizden işittik.
Mükemmel bir kemâlatın neticesi olabilecek bu irşâd metodu aslında Efendi hazretlerine teselsülen gelen bir geleneğin tezâhürüydü. Sohbetine gelen, kendisiyle hasbihâl eden yediden yetmişe herkesin Zat-ı Âlî'sinden bir nasîbi olurdu.
Heybet, Muhabbet, İhlâs,Feyz, O mübâreğin Meclisi'nin baş argümânıydılar.
Efendi babamız kapı kapı dolaşıp kendisine mürid arayan zamane Şeyhlerinden değildi. Dervişliğin ezelî bir nasîb ve istidâd olduğunu söyler ve kendisine ezelde emânet edilen cânların irşâdı;gerek dünyevi gerekse uhrevî müşküllerini hall-u âsân etmek için sây-u gayret gösterirdi.
Tarikât-ı Âliyye'nin Ahkâmına, Erkânına, zikir meydânının teşrifât ve kâidelerine mükemmel bir vukûfiyetleri vardı. Sâliklerinin, Çavuş, Nakîb ve diğer vazifeli evlâdlarının mânevi terakkisi için lüzumlu olan evrâd ve ezkârın tâlimi ve tâkibi konusunda müthiş titizlik gösterirlerdi.Ervâh-ı Kudsiyye sâhibi olması ve Cenâb-ı Risâletpenâh Aleyhisselâm Efendimiz'den ve dahi Pirân-ı İzâm'dan irşâda memur kılındıkladından ve bu vazifeye bizzât Talib olmadıklarından Zât-ı Âli'leri mânen çok yardım gördüklerini söylerlerdi. Dervişlerden kendisi vermediği halde bazı zikirleri vird edinenleri Hakkın inâyeti ve sır gözü ile bilir, emirsiz ve usulsüz iş yapılmaması konusunda gerekli ikâzlarda bulunurlardı....
Pîrimiz Seyyid Ahmed er-Rufâi kuddise sirruhu hazretlerine bir defasında "Evliyâyı nasıl ta'rif edersiniz ?" diye soruldu, cevâben:
"Zarif ve latif kelâmı ile ikrâm eden, güzel ahlâkı ile emsâl olan, aydın ve nûrlu yüzü ile huzûr veren, cömertlikte öncü, eli ve kalbi tok olan, şikâyeti ve itirazı az, tevekkül ve tefekkürü çok olan, kendisinden özür dileyenin özrünü kabûl eden, mahlûkata merhamet ve şefkati kemâl bulmuş, günahkâr ve inatçı kişilerle olan muamelesinde sabırlı ve hâdi olan kişidir." buyurdu.
İşte Şeyh Efendimiz Hacı Kemâl Akdeniz hazretleri;yaşantısı, sohbetleri, hâl ve ahvâliyle bu târifi isbâtlayan ve bu tâ'rifin mücessem hâli olan Kibâr-ı Evliyâullâh'dan bir Şeyh-i Azîm ve Mükemmil idiler...
Rabbim şefaâtlerine bizleri mazhâr eylesin....
Mânevi Evlâdları/ Kırıkkale Kâdiri-Rufâi Dergâhı

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder